Hunter x Hunter Anime Konusu ve İncelemesi

Selam Sevgili Okurlarım, Anime Severler ve Romalılar…

Bu yazımda anime dünyasını sıkı takip edenlerin yakından bileceği ama bu evrenin içine yeni girmiş olan kişilere önerebileceğim bir animeden bahsedeceğim. Adı Hunter x Hunter olan bu anime çoğu kişi tarafından anime evreninin en iyi 10 animesinden biri olarak kabul ediliyor. Benimde fikrim bu yönde olmasına rağmen kabullenmekte zorlandığım bazı noktalar var ki, böyle bir hikaye, böyle güzel işleyişi olan bir anime nasıl olur da böyle tembel bir mangaka’nın elinden çıkar akıl karı değil. Yine de gönüllerimize taht kurmayı başaran bu animeyi incelemeye başlayalım.

Hunter x Hunter Konusu

İlk olarak 1998 yılında yayınlanan bu anime, mangaka’nın sürekli ara vermesi nedeni ile yayınlanmasına son verilmiştir. 2011 yılına geldiğimizde daha modern çizimler ile tekrardan yayınlanan anime asıl patlamasını da bu dönemde yaptı diyebilirim. Bu arada dipnot vermek gerekirse 98 yılında yayınlanan animeyi izlemenize gerek yok. 2011 yılında anlatılan ile 98 yılında anlatılan aynı konulardan oluşuyor. Daha modern çizimler ve iyileştirilmiş konuşmaları izlemek bence daha iyi olacaktır.

Hunter x Hunter dünyasında avcı denilen bir yapı sistemi mevcut. Global bir organizasyona bağlı olan bu avcılık sayesinde kişiler zevkler ve hedefler uğruna belirli alanlarda avcılık yapmaktadır. Örneğin tablo ve resimlere ilgi – hayranlık duyuyorsanız onları bir noktada toplamak, tahrip olmuş eserleri onarmak, zararlı olan her şeye karşı korumak için bir ömür feda eden kişi tablo avcısı oluyor. Hikayenin ana karakteri ise 12 yaşında Gon Frecss adında bir çocuktur. Doğduğu günden beri yanında göremediği babasını ölü sanan Gon, günün birinde babasının yaşadığını ve Dünya’nın en iyi avcılarından biri olduğunu öğrenince hem babasına ulaşmak hem de avcı olmak için 12 yaşında evden ayrılıp avcılık sınavlarına katılmaya karar verir. Böylece Gon’un hikayesi başlar ve son durağı olmayan bu serüven izleyiciyi mest edeceğinden hiç şüphem yok 🙂

Hunter x Hunter İncelemesi

Toplamda 141 bölüm olarak yayınlanan bu anime hikayesi yarıda kalmış bir anime. Şöyle ki 141. bölüm bittiğinde daha herhangi bir sonuca bağlanmış değil. İzleyenler sadece teori olarak bir kaç fikir ortaya atsa da bunun herhangi bir dayanağı yok. Bu açıdan çok kötü olsa da 141 bölüm boyunca dinlediğiniz müzikler, çizimler, karakter derinlikleri sizi oldukça etkileyecek. İnceleme yaptığım için olumlu olumsuz yanlarını ele alacak olursam, bazı noktalarda çok hızlı giden arc’lar bazı bölümde çok yavaşlıyor ve sinir bozucu oluyor diyebilirim. En çok sıkıldığım yerler avcı seçimleri ve son arc’ın ilk 15 bölümü diyebilirim. Konu oldukça yavaş işleniyor. Ayrıca bazı karakterleri görmeyi daha fazla isteseniz de o şansa pek erişememek olumsuz bir nokta diyebilirim. Olumlu noktalar ise müzikler harika. Hollywood filmlerinde bile bu kalitede müzikleri zor bulursunuz. Çizimler çok şahane. Phantom Bug Team ile Zoldyck Family ekipleri insanın yaşamını sorgulattıracak cinsten etkileyici olması benim olumlu bulduğum noktalar.

Bir önceki yazımız olan En Romantik 3 Anime başlıklı makalemizde aşk ve okul temalı animeler, lise animeleri ve romantik animeler hakkında bilgiler verilmektedir.

Alperen hakkında 322 makale
Kendini TeknoPUG için adamış film izlemeyi ve yazı yazmayı seven bir genç :)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*